Avrupa’nın Aşırı Sağ Liderleri Trump’a Sırtını Dönüyor
Avrupa’daki aşırı sağ liderler, Trump’ın politikalarına karşı çıkmaya başladı. Savaşın etkileriyle ilişkilerdeki mesafe artıyor.
Donald Trump, Avrupa’da bir zamanlar en güçlü destekçilerinden biri olan aşırı sağ liderlerin gözünde artık sorgulanmaya başlandı. Orta Doğu’daki çatışmalar, bu liderlerin Trump’a olan bağlılıklarını ciddi şekilde etkiledi. İspanya’da Vox partisi, savaş karşıtı bir tutum sergilemeyen nadir partilerden biri olarak öne çıkarken, Trump’ın saldırılarını “büyük bir umut” olarak değerlendirdi. Ancak çatışmanın üzerinden bir ay geçmesine rağmen Vox, net bir duruş sergileyemedi.
Trump’a yakın isimler arasında yer alan birçok aşırı sağ lider, artık onun politikalarına karşı çıkmaya ve İran’daki savaşın sonuçlarını eleştirmeye başladı. İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, bu değişimin en belirgin örneklerinden biri. Daha önce Trump ile yakın bir ilişki içinde olan Meloni, savaşın patlak vermesiyle birlikte mesafe koymaya başladı. İtalya’nın, ABD’nin İran’a yönelik saldırı planları hakkında önceden bilgilendirilmemesi ve iç politikada yaşadığı zorluklar, Meloni’nin tutumunu etkiledi. İtalyan Parlamentosu’nda yaptığı açıklamada, ABD ve İsrail’in İran’a müdahalesinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirtti ve “İtalya bu savaşın parçası değildir ve olmayacaktır” ifadesini kullandı.
Fransa’da Ulusal Birlik partisinin lideri Marine Le Pen, Trump’a karşı en sert eleştirileri yönelten isimlerden biri oldu. Le Pen, İran’daki savaşın ABD’nin Irak, Suriye ve Afganistan’daki müdahalelerine benzer şekilde “keyfi bir müdahale” olduğunu ifade etti ve ABD’nin İran’a saldırma kararını “hata” olarak nitelendirerek, “Bu savaşın nihai amacı nedir?” sorusunu gündeme getirdi.
Almanya’da aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif) partisinde de savaş nedeniyle belirgin bir görüş ayrılığı yaşanıyor. Parti liderleri, tüm taraflara itidal çağrısı yaparak Orta Doğu’daki istikrarsızlığın Almanya’nın çıkarına olmadığını vurguladı. AfD lideri Alice Weidel, ABD’nin NATO’yu sürece dahil etme talebinin, ittifakı savunma rolünden çıkarıp saldırgan bir pozisyona sürüklediğini savundu.
İngiltere’de Reform UK lideri Nigel Farage, uzun süre Trump’ın en güçlü destekçilerinden biri olarak biliniyordu. Ancak son dönemde ilişkilerinin soğuduğu belirtiliyor. Başlangıçta ABD’nin İran’a yönelik saldırılarını destekleyen Farage, iki hafta sonra geri adım atarak, “Başka bir yabancı savaşa giremeyiz. Donanmamız yok ve kendi üslerimizi bile koruyamıyoruz” dedi.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban da Trump’ın yakın müttefiklerinden biri olmasına rağmen savaş konusunda daha temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Orban, Trump’a saldırmak yerine müzakerelerin sürdürülmesi gerektiğini savunarak, savaşın küresel istikrarsızlık, enerji krizleri ve göç dalgaları gibi ciddi sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
Danimarka Halk Partisi lideri Morten Messerschmidt, Trump’a mesafe koyan bir diğer isim olarak öne çıkıyor. Daha önce Trump ile yakın ilişkiler kuran Messerschmidt, özellikle ABD’nin Grönland konusundaki tutumu sonrası sert bir şekilde karşı çıktı. Sosyal medyada, “Trump’a net bir şekilde karşı çıkılmalı, çünkü anladığı tek dil bu” ifadelerini kullanan Messerschmidt, partisinden bir başka isim ise Avrupa Parlamentosu’nda daha sert bir çıkışta bulundu: “Bunu anlayacağı şekilde söyleyeyim: Trump, defol git.”




