Danıştay kararı: İade edilen yönetici yeniden alınamaz

Danıştay kararı, mahkeme hükmüyle görevine dönen yöneticinin somut gerekçe olmadan yeniden görevden alınmasını hukuka aykırı buldu.

Danıştay 2. Dairesi, mahkeme kararıyla görevine iade edilen bir kamu yöneticisinin, herhangi bir somut gerekçe gösterilmeden yeniden görevden alınamayacağına hükmetti. Daire, aynı kişinin yeniden uzman kadrosuna atanmasını önceki yargı kararını etkisizleştiren bir işlem olarak değerlendirdi.

Karara konu olan personel, 5 Ocak 1998’de memur olarak göreve başladı, 12 Mart 1999’da şefliğe atandı ve 14 Ocak 2015’te daire başkanı oldu. 5 Kasım 2020’de uzman kadrosuna atanmasının ardından açtığı dava sonucunda, 1 Şubat 2022’de mahkeme kararıyla yeniden daire başkanlığı görevine getirildi. Ancak yönetici, daha sonra tekrar uzman kadrosuna atandı.

İlk derece mahkemesi işlemi iptal etti

İdare Mahkemesi, yöneticinin ikinci kez uzman kadrosuna atanmasına ilişkin işlemi iptal etti. Mahkeme, idarenin önceki iptal kararını uygulayarak davacıyı daire başkanlığı görevine getirdiğini, ardından ise somut bir neden ortaya koymadan yeniden görevden aldığını belirtti.

Bu yöntemin mahkeme kararını sonuçsuz bıraktığına dikkat çeken mahkeme, idarenin takdir yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda kullanmadığı sonucuna vardı. Kararda ayrıca, davacının görevden alınması nedeniyle yoksun kaldığı parasal hakların iadesine de hükmedildi.

Bölge İdare Mahkemesi ise ilk derece kararını kaldırarak davayı reddetti. İstinaf merciine göre idarenin personelin görevini değiştirme konusunda takdir yetkisi bulunuyordu. Bu yetkinin öznel nedenlerle kullanıldığını gösteren bir belge olmadığı, ayrıca kadro derecesinin korunduğu ve işlemin mevzuata uygun olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Danıştay: Takdir yetkisi sınırsız değil

Danıştay 2. Dairesi, istinaf kararını bozdu. Daire, davacının kurum içindeki kariyer ve liyakat ilkelerine uygun görevlerde bulunduğunu, bu görevlerin ardından daire başkanlığına yükseldiğini ve başarısız ya da yetersiz olduğuna ilişkin nesnel bir belgenin dosyada yer almadığını belirtti.

Kararda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesinin idareye naklen atama konusunda takdir yetkisi verdiği hatırlatıldı. Ancak bu yetkinin kamu yararı ve hizmet gerekleriyle sınırlı olduğu vurgulandı. İdarenin takdir yetkisini keyfi veya öznel biçimde kullanamayacağı, aksi halde işlemin yargı tarafından iptal edilebileceği ifade edildi.

Danıştay, mahkeme kararıyla göreve iade edilen yöneticinin aynı gerekçesizlikle yeniden görevden alınmasının, önceki yargı kararını etkisizleştirdiği sonucuna vardı. Daireye göre yalnızca kadro derecesinin korunmuş olması, işlemi hukuka uygun hale getirmiyor; görevden alma nedeninin nesnel ve hukuken kabul edilebilir verilerle ortaya konulması gerekiyor.

İdare ise üst düzey görevlere atamalarda nesnel bir seçme yönteminin bulunmadığını, bu nedenle geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu savundu. Davalı taraflardan biri de mahkemelerin idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak ya da yerindelik denetimi yapacak şekilde karar veremeyeceğini ileri sürdü. Danıştay, bu savunmaları uyuşmazlığın sonucunu değiştirecek nitelikte görmedi.

Dosya yeniden bölge idare mahkemesinde

11 Şubat 2026 tarihli Danıştay kararı, 2025/5500 esas ve 2026/495 karar numarasıyla oybirliğiyle verildi. Dosya, yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesi’ne gönderildi. Karara karşı karar düzeltme yolu kapalı tutuldu.

Danıştay kararı, benzer durumda bulunan kamu yöneticileri bakımından da önem taşıyor. Buna göre mahkeme kararıyla görevine döndürülen bir personel, aynı gerekçesizlikle tekrar görevden alınamayacak. Görevden alma işlemlerinde başarısızlık veya yetersizlik iddiasının somut belgelerle desteklenmesi ve idari yetkinin kamu yararı ile hizmet gereklerine uygun kullanılması gerekecek.

Görevden alma işlemine maruz kalan kamu görevlileri, işlemin gerekçesini yazılı olarak talep edebilir ve tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde idari dava açabilir. Daha önce verilmiş bir yargı kararı bulunması halinde, yeni işlemin bu kararı etkisizleştirdiği iddiası da dava kapsamında ileri sürülebilir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu