Farah Pehlevi: İran’ın Geleceği İranlıların Elinde

Farah Pehlevi, İran’ın geleceğinin İran halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini vurguladı.

Son İran şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin dul eşi Farah Pehlevi, İran’da yaşanan gelişmelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İran’ın geleceğinin yalnızca İran halkı tarafından belirlenmesi gerektiğini dile getiren Pehlevi, bu yorumuyla oğlu Rıza Pehlevi’ye annesinin destek vermediği şeklindeki yorumları da gündeme getirdi.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümünün ardından üç gün içinde konuşan Farah Pehlevi, yaptığı açıklamada, “Bir kişinin ölümü, bir sistemin otomatik olarak sonu anlamına gelmez.” diyerek, mevcut durumun karmaşık yapısını vurguladı. 87 yaşındaki Pehlevi, uluslararası topluma İran’ın egemenliğine saygı gösterilmesi çağrısında bulunarak, halkın kendi “kaderini” belirlemesine destek verilmesi gerektiğini ifade etti.

Farah Pehlevi, İran halkının hukukun üstünlüğüne dayalı bir devlete barışçıl, düzenli ve egemen bir geçiş süreci etrafında birleşme kapasitesine sahip olduğunu belirtti.

Rejimin çökmesi durumunda kendisini alternatif bir lider olarak konumlandıran Rıza Pehlevi ise geçiş sürecinin “hazırlık aşamasında” olduğunu ifade etti. ABD’de yaşayan Rıza Pehlevi, ocak ayında patlak veren ülke genelindeki protestolar sırasında uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmişti. Bazı göstericilerin eski şahın oğluna destek veren sloganlar attığı gözlemlenmişti.

65 yaşındaki Pehlevi, X platformunda yaptığı paylaşımda, mevcut sistem altında ayrımcılığa uğrayan etnik azınlıklara ulusal birlik çağrısında bulundu ve mevcut çatışma ortamının ayrılık talepleri için kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

1979 devriminde eşiyle birlikte İran’dan ayrılmak zorunda kalan Farah Pehlevi, o tarihten bu yana Paris’te sürgünde yaşamaktadır. Uluslararası topluma, İran halkının kendi yolunu seçme hakkına saygı gösterilmesi çağrısında bulunan Pehlevi, “Uluslararası toplumdan beklentim, İranlıların temel haklarını açıkça desteklemesidir: Liderlerini seçme hakkı, özgürce ifade hakkı, onur ve refah içinde yaşama hakkı.”</b dedi. Ayrıca, “Destek jeopolitik hesaplara değil, halka verilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Pehlevi, İranlı yetkililere itidal çağrısında bulunarak, “her türlü kan dökülmesinden kaçınılması”</b gerektiğini de sözlerine ekledi. Ocak ayında Tahran’da yaşanan protestoların ardından güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri gündeme gelmişti. ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA), çoğu protestocu olmak üzere 7 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuş ve gerçek sayının daha yüksek olabileceği uyarısında bulunmuştu. Ayrıca, ocak ayından bu yana 53 binden fazla kişinin gözaltına alındığı belirtilmişti.

Farah Pehlevi, ocak ayında AFP’ye verdiği bir röportajda ise son protesto dalgasının ardından “artık geri dönüş olmadığını” savunmuş ve bunun zaferinin “yalnızca İran’ın değil, dünya genelinde barış, güvenlik ve istikrarın da zaferi olacağını” ifade etmişti. Eski imparatoriçe, Batı yanlısı son şah Muhammed Rıza Pehlevi ile birlikte, monarşiyi devirerek İslam Cumhuriyeti’ni iktidara taşıyan 1979’daki halk devrimi sırasında ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu