İki Rahminde Aynı Anda Hamile Kalan Kadın, Dünyada Üçüncü Vaka
İki rahmi olan bir kadının her iki rahminde aynı anda hamile kalması, Trabzon’da gerçekleşti. Bu olay, dünyada üçüncü kez yaşandı.
İki rahmi bulunan bir kadının her iki rahminde aynı anda hamile kalması, tıp alanında son derece nadir bir durum olarak değerlendiriliyor. “Dikaviter ikiz gebelik” olarak bilinen bu olay, Trabzon’da gerçekleşti ve dünya genelinde sadece birkaç örneği bulunuyor.
Rize’de yaşayan Serenay Atagün (28) ve Selçuk Atagün (32) çifti, 6 yıllık çocuk sahibi olma çabalarının ardından, tıpta nadir görülen bir gebelik ile sevindirici bir sonuca ulaştı. Serenay Atagün’ün daha önce üç kez tüp bebek tedavisi gördüğü ancak bu denemelerin düşükle sonuçlandığı belirtildi. Bunun üzerine Trabzon’daki Medical Park Karadeniz Hastanesi’nde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ufuk Yılmaz, farklı bir tedavi yöntemi uyguladı. İki rahmi bulunan anne adayına her bir rahmine birer embriyo transfer edildi ve her iki embriyonun da tutunmasıyla eş zamanlı gebelik gerçekleşti.
Dr. Ufuk Yılmaz, bu olayın dünyada son derece nadir görüldüğünü ve tüp bebek tedavisiyle gerçekleşen gebelikler arasında üçüncü vaka olduğunu ifade etti. Yılmaz, “Bugün mutlu ve gururluyuz. Dünyada bir milyon doğumda bir görülen bu durum, ayrıca tüp bebek tedavisiyle oluşan gebelikler arasında da üçüncü vaka. Bu vakaların ikisi Türkiye’de, biri ise Çin’de gerçekleşti. Hastamızda Uterus Didelfis (Çift Rahim) olarak adlandırdığımız bir rahim anomalisi var. Bu anomali dünyada binde üç oranında görülüyor. Hastamız kendiliğinden de hamile kalabilir, ancak başka sağlık sorunları nedeniyle tüp bebek tedavisi ile gebeliği sağladık. Toplamda dördüncü tüp bebek denemesi oldu ve ikisi başka merkezlerde, biri de bizim merkezimizde gerçekleşti fakat düşükle sonuçlandı. Bu nedenle farklı bir tedavi yöntemi uyguladık. Her iki rahme birer embriyo transfer ederek, her iki rahimde de gebelik oluşmasını sağladık” dedi.
Gebeliğin yüksek risk taşıması nedeniyle anne yakından takip edildi. Beklenen erken doğum eylemi 33. haftada başladı ve anne sezaryen ile iki ayrı rahimden birer bebek dünyaya getirdi. Erken doğan bebekler yoğun bakım ünitesine alındı.
Dr. Yılmaz, “Bu tür rahim anomalisi olan hastalarımızın rahimleri iki adet yarım olarak adlandırdığımız için çapları küçük. Bu durum, gebeliğin gelişimi, düşük yapma riski ve erken doğum gibi sorunları artırıyor. Dolayısıyla bu hastaların çocuk dünyaya getirmesi ve takiplerinin yapılabilmesi oldukça multidisiplinel bir yaklaşım gerektiriyor. Hastamızı yakından takip ettik ve kendisi de düzenli olarak kontrollerine geldi. 33. haftada beklediğimiz üzere bir erken doğum eylemi başladı. Sezaryen ile her iki rahimden birer bebek doğurtarak, erken doğdukları için yoğun bakıma teslim ettik. Bugün ailemiz yoğun bakımdan her iki bebeğini aldı. Erken doğum ihtimaline karşı bebeklerin akciğer matürasyonunu sağlamak için çeşitli ilaç tedbirleri aldık. Bu sayede bebekler erken doğmasına rağmen daha sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi” şeklinde konuştu.
Yaşanan olayın kendisi açısından da bir ilk olduğunu belirten Dr. Yılmaz, operasyonun başarılı bir şekilde tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yılmaz, “Bu şekilde başarıya ulaşmış olan dünyadaki üçüncü tüp bebek vakası, toplamda ise benzer vakaların 20-25 arasında olduğu belirtiliyor. Benim için bu durum ilginç ve mutluluk verici oldu. Hem hastamızın tüp bebek tedavisi gerektirmesi hem de bu rahim anomalisine bağlı olarak çocuklarını dünyaya getirmesi bizim için ayrı bir gurur kaynağı” dedi.
Altı yıllık çocuk sahibi olma mücadelesinin ardından iki bebeğine birden kavuşan Serenay Atagün, tedavi sürecinde doktoruna duyduğu güvenin önemine vurgu yaptı. Atagün, “Bu tedaviyi Ufuk Hoca bize önerdi, biz de ikiz olsun istedik. Mutluyuz, istediğimiz oldu, çok şükür. Öncesinde üç kez denediğimiz için bu süreç korkulu geçti, olacak mı olmayacak mı diye düşündüm. Ama Ufuk Hoca’ya her zaman güvendim. İyi ki de güvenmişim. İki gebeliğin tutması beni çok mutlu etti ve şaşırttı. Belki biri tutar diğeri olmayabilir diye korkularım vardı. Umutlarını kaybetmemeleri için bu durumun herkese bir yol gösterici olmasını diliyorum. Bu yolda en büyük destekçim eşim ve sonrasında Ufuk Hoca oldu” dedi.
Bebeklerinin 33. haftada dünyaya gelmesi nedeniyle yoğun bakım sürecinden endişe duyduğunu belirten Atagün, doğum sonrası yaşadığı mutluluğu dile getirdi. Atagün, “33. haftada doğdukları için çok korkuyordum. Yoğun bakım sürecinin olacağını biliyordum. Seslerini ilk duyduğumda çok mutlu oldum. Dedim ki iyiler ve bir sıkıntı yok. Bugün kavuştuk, çok şükür. Anne olmak isteyenler için öncelikle seçeceğiniz doktor çok önemli. Ama hepsinden önce inançlarını kaybetmemeleri gerekiyor. Biz altıncı yılımızda bebeklerimizi kucağımıza aldık. Hiç kimse umudunu kaybetmesin. Herkes kendisine ve doktoruna güvensin. Her şey olacağına varır” ifadelerini kullandı. Ailenin iki kız bebeklerine Nil ve Ada isimlerini verdiği öğrenildi.




