Türkiye’de Siyasi Kriz: Mutlak Şizofrenik Durum
Türkiye, mutlak şizofrenik bir krizle karşı karşıya. CHP içindeki çatışmalar ve siyasi entrikalar gündemi sarıyor.
Türkiye, bu bayramı “Mutlak Butlan Kurban Bayramı” olarak hatırlayacak. Bu dramatik günler, halkımızın hafızasında silinmeyecek izler bırakacak. Uzun zamandır “mutlak butlan” adı verilen hukuki belirsizliğin bir gün ortaya çıkmasını bekliyorduk. Mahkemelerin bu konudaki kararları ne olursa olsun, bu iddianın gündemden düşmeyeceği düşüncesi giderek güçlenmişti. Nihayetinde, bu beklenti gerçek oldu.
Geçtiğimiz hafta, özellikle benim “CHP nasıl %100 güvenilir siyasetçilere ulaşabilir?” sorusunu gündeme getirdiğim gün, kriz aniden patlak verdi. Bu durum, CHP’nin üst yönetiminin belki de büyük bir hata yaparak, örgütü desteklemek için Genel Merkez’e toplamayı başaramamasıyla daha da derinleşti. Kılıçdaroğlu’nun ısrarlı takibi ve valiliğe gönderdiği belgelerle birlikte, CHP Genel Merkezi tarihe geçecek olayların merkezine yerleşti. Bu gelişmeler, CHP’nin iki başlı bir yapıya bürünmesine neden oldu. Ancak burada dikkat edilmesi gereken, CHP’nin içinde bir bölünme olmadığıdır. Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği grup ve bazı milletvekilleri, kamuoyunda %2-3 gibi bir destek bulabiliyor. Yani bu durum, büyük bir etki yaratmıyor. Ancak AKP’nin kontrolündeki Adalet Bakanlığı ve yargı mekanizmasının CHP’ye karşı yürüttüğü savaş, partinin içindeki çatışmaları daha da derinleştiriyor.
Yaşanan bu olaylar, dünya genelinde benzeri görülmemiş bir durum. 2014 yılında yaşanan Ekmeleddin İhsanoğlu adaylığı krizi, Kılıçdaroğlu’nun siyasi öngörüsüzlüğü ile açıklanırken, bugün anlaşılıyor ki partinin içinde bir Truva Atı var. 2017 referandumunda mühürsüz oy pusulalarının sayılmasına sessiz kalan Kılıçdaroğlu, 2023’te partinin geleceği hakkında kaygı duymaya başladı. CHP, önündeki engelleri aşarak iktidara koşarken, bu durum Kılıçdaroğlu için bir tehdit haline geldi.
Pazar günü yaşanan polis müdahalesinin ardından, partinin önemli isimleri Kılıçdaroğlu ve ekibinin durumu düzeltmesini bekliyordu. Ancak bu beklentinin gerçekleşmeyeceğini, CHP’nin içindeki entrikaların ve güç savaşlarının sonucu olarak, Kılıçdaroğlu’nun partinin gerçek gücünü zayıflatmak için her türlü yöntemi kullanacağına dair inancım tam. Bu süreçte, partinin içinde yaşanan iki başlılık, CHP’yi zor bir duruma sokmuş durumda.
Özgür Özel, İzmir ve Manisa’da gerçekleştirdiği mitinglerde büyük bir kalabalığa hitap etti. Halk, Kılıçdaroğlu’nun liderliğindeki sürecin adeta çöpe gittiğini düşünerek, Özel’e destek vermeye başladı. Özel, tarihi bir çağrıda bulunarak, tüm CHP üyelerinin Genel Başkan seçimini yapmasını önerdi. Bu öneri, 2003 yılından bu yana dile getirilen bir talep olarak gündeme geldi. Eğer CHP, daha önce bu öneriyi dikkate almış olsaydı, bugün yaşanan sorunlarla karşılaşmazdı.
Kılıçdaroğlu’nun, partinin içindeki gücünü korumak için her türlü yolu deneyeceği aşikar. Ancak bu durum, partinin geleceği açısından tehlikeli bir süreç. CHP’nin demokratik bir yapıya kavuşması için, tüm üyelerle seçim yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Bu tür krizlerin bir daha yaşanmaması için, partinin iç yapısında köklü değişiklikler yapılması kaçınılmazdır.




