Pamukta Genetik Devrim: 1000 Yıllık Süreç Laboratuvarla Kısaldı
Türk bilim insanları, genetik mühendislik ile pamuk tohumlarının kalitesini artırarak dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor.
Türk bilim insanları, CRISPR/Cas9 gen düzenleme teknolojisini kullanarak yerli pamuk tohumlarının lif uzunluğunu ve dayanıklılığını artırmayı başardı. Bu yenilikçi proje, Türkiye’nin yüksek kaliteli pamuk üretiminde dışa bağımlılığını sona erdirmeyi ve dünya pazarında daha rekabetçi bir konuma gelmeyi hedefliyor.
Tarım ve tekstil sektöründe önemli bir değişim yaratacak olan bu biyoteknoloji çalışması, Türkiye’nin genetik mühendisliği alanındaki potansiyelini bir kez daha gözler önüne seriyor. Araştırmacılar, geleneksel ıslah yöntemleriyle yıllar süren süreçleri genetik düzenleme ile kısaltarak, pamuk bitkisinin lif uzunluğu, inceliği ve dayanıklılığını hassas bir şekilde yeniden tasarladılar.
Yaklaşık 3 yıldır devam eden bu projede, Türkiye’nin dört bir yanından toplanan pamuk tohumları laboratuvar ortamında geliştirildi. Transgenik Hücre Teknolojileri Uygulama ve Araştırma Merkezi (TRGENMER) AR-GE sorumlusu Beyza Aydın, laboratuvar ortamında doğanın hızını aşmayı başardıklarını belirtti. Aydın, “Normalde bitkilerin bin yıl süreyle doğal şartlarda geliştirebileceği genetik motifleri laboratuvarımızda birkaç yıla indirdik. Bu süreçte birçok başarısız deney yaşadık, ancak sonunda başarılı bir sonuca ulaştık.” dedi.
Projenin yürütücülerinden Dr. Cihan Taştan, yapılan genetik mühendislik çalışmalarının hedeflerini vurguladı. Taştan, yerli pamuk liflerinin uzunluğunun uluslararası standartlardan yaklaşık yüzde 10 daha kısa olduğunu belirterek, bu farkı kapatmanın ötesinde daha uzun ve dayanıklı lifler üretmeyi amaçladıklarını ifade etti. “Bizim hedefimiz, yerli tohumların liflerinden yaklaşık yüzde 30 ile 40 daha fazla, daha uzun lifler üretmek.” diyen Taştan, bu çalışmaların sadece uluslararası standartlara ulaşmakla kalmayıp, onları geçmeyi hedeflediğini de sözlerine ekledi.
Yerli pamuk tohumlarının geliştirilmesinde tamamen yerli kaynakların kullanıldığını belirten Taştan, projeye katkı sağlayan yüksek lisans öğrencilerinin önemine de dikkat çekti.
Türkiye, dünya pamuk üretiminde önemli bir yere sahip olmasına rağmen kaliteli hammaddede dışa bağımlı bir durumdadır. Yıllık yaklaşık 1,1 milyon ton pamuk ithalatı yapılırken, ihracat yalnızca 40 bin ton seviyelerinde kalmaktadır. Türk bilim insanlarının bu çalışması, ithalat bağımlılığını azaltacak stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Taştan, lif kalitesinde sağlanacak yüzde 15-20 oranındaki iyileşmenin Türkiye’nin pamuklarını, ABD Pima ve Mısır Giza gibi en kaliteli pamuklarla rekabet edebilir hale getireceğini öngörüyor. Projenin, 5 yıl içinde milyonlarca dolarlık yüksek katma değerli ihracat potansiyeli yaratması ve uzun vadede ülke ekonomisine milyarlarca lira katkı sağlaması bekleniyor.
Dr. Cihan Taştan, daha az su ve kimyasal gerektiren sürdürülebilir pamuk çeşitleri hedeflediklerini belirterek, “Biz bu projeyle sadece pamuk üretmiyoruz; Türkiye’nin tekstil sektörünü genetik düzeyde yeniden tasarlıyoruz. Hedefimiz, ithalat yapan değil, yüksek kaliteli pamuk ihraç eden bir ülke olmaktır.” şeklinde konuştu.




