Coğrafi İşaretler Yerel Mirası Ekonomiye Kazandırıyor
Coğrafi işaretler, yerel ürünlerin korunması ve ekonomiye katkısı ile dikkat çekiyor. Uzmanlar, sistemin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Coğrafi işaretler, yalnızca ürünlerin korunmasını sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda üreticilere katma değer sunarak yerel kalkınmayı destekleyen ve markalaşmayı güçlendiren önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin zengin tarımsal üretimi ve köklü gastronomi kültürü, coğrafi işaret alanında büyük bir potansiyel barındırıyor. Uzmanlar, bu potansiyelin ekonomik değere dönüşmesi için tescil, denetim, yönetişim ve markalaşmanın güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Türkiye Araştırma Ağı (YÜciTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu, Türkiye’nin coğrafi işaret potansiyelinin oldukça güçlü olduğunu belirterek, bu potansiyelin değerlendirilmesi için bir sistem kurulması gerektiğini ifade etti. Tekelioğlu, tescilin önemine dikkat çekerek, “Tescille ürün, coğrafi işaret, üretici ve tüketici korunur. Coğrafi işaret logosu, ürünün tescil belgesindeki kriterlere uygun olarak üretildiğini ve devlet güvencesinde denetlendiğini gösterir” dedi. Türkiye’nin tescilli coğrafi işaret sayısı bakımından dünya genelinde birinci olduğunu belirten Tekelioğlu, ancak sadece tescil almanın yeterli olmadığını, sistemin henüz tam anlamıyla kurulmadığını vurguladı. Coğrafi işaretlerin üç temel ayağa dayandığını belirten Tekelioğlu, bunların tescil, yönetişim ve denetim olduğunu, bu üç unsurun birlikte çalışmasının katma değer yaratacağını ifade etti.
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Özer, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğinin önemli bir avantaj sağladığını belirterek, “Topraklarımızın dört mevsimi yaşaması nedeniyle bitki ve hayvan çeşitliliğimiz oldukça fazladır. Her bölgenin kendine özgü ürünleri bulunmaktadır. Eğer süreç doğru yönetilir ve üretim standartları korunursa, bu ürünleri dünya markalarına dönüştürmek mümkündür” dedi. İTO’nun İstanbul’a özgü ürünlerin tesciline yönelik çalışmalar yürüttüğünü belirten Özer, “Tescilini aldığımız Boğaziçi Lüferi, dünyanın en lezzetli balıklarından biri ve başka bir yerde bulunmuyor. Bunun yanı sıra başvurusunu yaptığımız ve üzerinde çalıştığımız diğer ürünler de mevcut. İstanbul’un tarihi ve coğrafi zenginliği büyük, bu alandaki açığı hızlı bir şekilde kapatmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, Türkiye’de coğrafi işaret çalışmalarının son yıllarda hız kazandığını ifade ederek, “Tescilli ürün sayımızın artışı, gastronomi mirasımıza daha güçlü bir şekilde sahip çıktığımızı gösteriyor. İstanbul Ticaret Borsası olarak bugüne kadar 10’dan fazla ürün için coğrafi işaret tescil başvurusunda bulunduk” dedi. İstanbul Simidi’nin tescilinin kültürel mirasın korunması açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Kopuz, “Tescil, asıl çalışmanın başlangıcıdır. Önemli olan İstanbul Simidi’ni belirlenen standartlara uygun bir şekilde üretmek ve bu değeri üreticimiz için daha yüksek katma değere dönüştürmektir” diye ekledi. Denetimin önemine dikkat çeken Kopuz, “Coğrafi işaret tescilinin gerçek anlamda karşılık bulabilmesi için etkin bir denetim şarttır. Coğrafi işaretin doğru uygulanmasıyla İstanbul Simidi, güçlü bir şehir markasına dönüşecek ve gastronomi turizmine katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.




