Değerli Metaller Otomotiv Sektöründe Maliyet Artışına Neden Oluyor
Değerli metallerin yükselişi otomotiv maliyetlerini artırırken, ikinci el araç talebinde de değişikliklere yol açıyor.
Son zamanlarda altın, gümüş, platin ve bakır gibi değerli metallerdeki hızlı fiyat artışları, otomotiv sektöründe üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırıyor. Bu durum, ikinci el araç pazarında da seçici bir talep yapısının oluşmasına yol açıyor. İthalata bağımlı olan pazarlarda maliyet baskısının daha fazla hissedildiği bu süreçte, yatırım amaçlı alımların değerli metallere yönelmesi, ikinci el pazarındaki hareketliliği kısıtlıyor.
Değerli metallerdeki fiyat artışının otomotiv sektörüne etkileri, hem üretim maliyetleri hem de tüketici davranışları açısından belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor. Özellikle platin ve paladyum gibi emisyon sistemlerinde kullanılan metaller ile elektrikli araç üretiminde kritik öneme sahip olan bakır ve gümüşteki artış, doğrudan üretim maliyetlerini yükseltiyor. Avrupa’da sıkılaşan emisyon standartları ve elektrikli araç dönüşümü, üreticileri daha maliyetli teknolojilere yönlendirmekte.
arabam.com CEO’su Önder Oğuzhan, değerli metallerdeki artışın sektöre olan yansımalarını değerlendirirken, üretimde kullanılan metallerin fiyatlarındaki artışın maliyetler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu belirtiyor. Özellikle ithalata bağımlı pazarlarda bu etkinin daha hızlı hissedildiğini vurgulayan Oğuzhan, küresel ölçekte yaşanabilecek arz sorunlarının durumu daha da hassas hale getirebileceğini ifade ediyor. Bu nedenle otomotiv sektörü için sürdürülebilir bir tedarik yapısının büyük önem taşıdığını dile getiriyor.
Oğuzhan, değerli metallerdeki yükselişin sadece üretimle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda yatırım tercihlerini de değiştirdiğini belirtiyor. Son dönemde nakitlerin daha çok altın ve gümüşe yöneldiğini gözlemlediklerini ifade eden Oğuzhan, acil ihtiyaçlar yerine yatırım amacıyla araç almayı düşünenlerin, fiyat artışı beklentisiyle değerli metallere yöneldiğini kaydediyor. Bu durum, ikinci el pazarında genel hareketliliği sınırlayabiliyor. Yüksek kredi faizleri ve artan maliyetler, piyasadaki temkinli havayı güçlendiriyor. Şu anki koşullarda alım-satımların daha çok nakit üzerinden gerçekleştiği bir dönemden geçildiği görülüyor. Mevcut koşullarda hareketliliğin daha çok ulaşılabilir araçlara odaklandığı, lüks segment araçlara olan ilginin ise sınırlı kaldığı ifade ediliyor. Yatırım yapmak isteyenlerin nakitlerini alternatif varlıklara kaydırması, ikinci el pazarındaki canlılığı baskılayarak fiyat artışlarını sınırlayabiliyor.
2026 yılına yönelik beklentilerini de paylaşan Oğuzhan, ikinci el pazarının tamamen durgunlaşmadığını, ancak daha seçici bir talep yapısının oluştuğunu vurguluyor. Oğuzhan, 2026’nın ilk yarısının 2025’e benzer bir seyir izleyeceğini, yılın ilerleyen dönemlerinde ise küresel gelişmeler ve ekonomik göstergelerin daha belirleyici olacağını öngörüyor. Fiyat hassasiyetinin arttığı dönemlerde kullanıcıların daha temkinli hareket ettiğini ve ihtiyaç odaklı alımlara yöneldiğini belirten Oğuzhan, özellikle ekonomik segment ve kompakt SUV modellerin hem sıfır hem de ikinci elde talep görmeye devam edeceğini öngörüyor. Piyasanın yeniden güçlü bir ivme kazanabilmesi için kredi faizlerinde dengelenme ve yatırım ortamında daha istikrarlı bir görünümün önemli olacağına dikkat çekiyor.


