Gölgede yaşam: Züleyha’nın imkânsız aşkı

Gölgede yaşam, ailesinin gölgesinde büyüyen Züleyha’nın Can’a duyduğu imkânsız aşkı, kırgınlıklarını ve geri dönüşü olmayan sırrını anlatıyor.

Züleyha, ailesinin en küçük çocuğudur. Kendinden büyük iki ablası arasında özellikle Oya’nın gölgesinde büyür. Ailenin ilk göz ağrısı olan Oya, her zaman ilgi gören, istekleri öncelikle karşılanan ve evin bütün imkânlarından yararlanan kişidir. Züleyha’ya ise sabretmesi, küçük olduğu için önünde daha çok fırsat bulunduğu söylenir.

Oya’nın çocukluk yıllarından itibaren paylaşmayan, bencil ve baskın tavrı, kardeşler arasındaki mesafeyi giderek büyütür. Züleyha, ablasına duyduğu öfkeyi yıllar boyunca içinde taşır. Onun için ailedeki eşitsizlik yalnızca geçmişte kalmış bir kırgınlık değil, hayatının yönünü belirleyen bir gölgedir.

Züleyha 16 yaşındayken, karşı evde yaşayan Can’a duyduğu aşkı artık gizleyemez hâle gelir. Mahallenin sevilen ve koruyucu ağabeyi olarak gördüğü Can da ona ilgi duymaktadır. Züleyha, salonun tül perdesi ardından Can’ın balkonda sigara içmesini izler; aralarındaki sessiz yakınlık, söylenmemiş sözlerle güçlenir.

Can, yaş farkları ve içinde bulundukları koşullar nedeniyle uzun süre hislerini dile getirmez. Bir gün, Züleyha’ya onu sevdiğini ve kabul etmesi hâlinde ailesini istemeye göndereceğini söyler. Bu sözler, Züleyha’nın hayatında yeni bir sayfa açar. Genç kız büyük bir sevinçle ailesine döner ve evlilik hazırlıkları başlar.

Evde kısa sürede bayram havası eser. Temizlik yapılır, yeni kıyafetler alınır, annesi misafirler için çeşitli yemekler hazırlar. Züleyha, ilk kez ailesiyle ve kendi geleceğiyle gurur duyar. Ancak isteme günü geldiğinde, babası gelenekleri ve ablasının yaşını gerekçe göstererek beklenmedik bir öneri ortaya atar.

Ona göre Can ile yaşıt olan Oya’nın evlenmesi, küçük kardeş Züleyha’nın önüne geçilmemesi açısından daha uygundur. Can, babasının baskısı karşısında itiraz edemez. Oya ise bu teklifi büyük bir sevinçle kabul eder. Böylece Züleyha’nın hayalleri, kendi evinde ve ailesinin kararıyla elinden alınır.

Can ile Oya’nın söz kesmesinin ardından Züleyha günlerce kendisini toparlayamaz. Tam da ailesi nişan alışverişi için evden çıkmışken Can kapıya gelir. Züleyha onu geri çevirmeye çalışsa da Can içeri girmeyi başarır. İkisi, ayrılığın acısıyla yeniden birbirlerine yaklaşır.

Can, Züleyha’ya yalnızca onu sevdiğini ve bu sevgisinin değişmeyeceğini söyler. Ancak büyüklerin kararlarına karşı çıkacak güçte olmadıklarını da ekler. Bu sözler, Züleyha’nın içinde sönmeye yüz tutan umudu yeniden canlandırır. Yine de yakalanma korkusuyla Can’ı evden göndermek zorunda kalır.

Birkaç hafta sonra Züleyha, Can ile Oya’nın nikâhına katılır. Dışarıdan güçlü ve gururlu görünmeye çalışırken yaşananları görmezden gelmeye uğraşır. Nikâh memurunun sözleri, yüzüklerin takılması ve imzaların atılması onun için anlamını yitirir. Zihnini yalnızca duvardaki saatin sesine vererek bu acı ana katlanır.

Can ile Züleyha’nın ilişkisi, evlilikten sonra da gizlice sürer. Aile büyüklerinin kuşkularına rağmen birbirlerine yakınlaşmak için fırsatlar yaratırlar. Oya’nın hamile kalmasıyla birlikte Can’ın ilgisi başka yöne çevrilir ve iki âşığın buluşmaları daha kolay hâle gelir.

Bir süre sonra Züleyha da bedenindeki değişiklikleri fark eder. Oya gibi o da hamiledir. Bu haber, üç kişinin hayatını geri dönülmez biçimde değiştirecek büyük bir sırrın başlangıcı olur. Züleyha artık yalnızca ablasının gölgesinde yaşayan genç bir kadın değil, aşk, öfke ve intikam arasında seçim yapmak zorunda kalan biridir. Gölgede yaşam, asıl hikâyesine tam da bu noktada başlar.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu