Allianz Trade Uyardı: Şirketler ve Hanehalkı Zor Durumda

Allianz Trade, Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomide yarattığı maliyet baskılarını ve etkilerini raporladı.

SELÇUK ALTUN

Küresel ekonomi, jeopolitik gerginliklerin etkisiyle yeni bir baskı dönemine girdi. Allianz Trade’in 2026 yılı ilk çeyrek Ekonomik Görünüm raporuna göre, artan maliyetler, hem şirketler hem de tüketiciler için en önemli risk unsuru haline gelmiş durumda. Raporda, Orta Doğu’daki savaş senaryolarının maliyetler üzerinden ekonomiyi zorlayacağına dikkat çekiliyor.

Yüksek enerji, metal ve gübre fiyatları, zayıf seyreden talep ve artan ticaret engelleriyle birleşerek güçlü bir maliyet şoku yaratıyor. Bu durum, üretimden tüketime kadar tüm ekonomik zinciri etkiliyor. Enerji yoğun sektörler ve taşımacılık alanında faaliyet gösteren şirketler, artan maliyetleri fiyatlara yansıtmakta zorlanırken, kâr marjları ciddi şekilde daralmış durumda. Ayrıca, finansman koşullarının sıkılaşmasıyla birlikte şirketlerin mali yapıları daha kırılgan hale geliyor. Allianz Trade ekonomistleri, bu gelişmelere bağlı olarak 2026 yılında küresel iflas vakalarında artış bekliyor.

Tüketici tarafında ise yüksek akaryakıt ve gıda fiyatları, alım gücünü zayıflatıyor. Tüketici güvenindeki düşüş, talebi olumsuz etkileyerek ekonomik yavaşlamayı derinleştiriyor. Böylece, maliyet şoku yalnızca üretimi değil, günlük yaşamı da etkileyen temel bir sorun haline geliyor.

Yatırımcı davranışlarında da değişim gözlemleniyor. Artan belirsizlik ve maliyet baskısı, piyasalarda riskten kaçınma eğilimini güçlendirirken, faiz beklentilerinin yukarı yönlü güncellenmesine yol açıyor. Raporda, jeopolitik gelişmelerin makroekonomik dengeleri nasıl şekillendirdiğine dair önemli tespitler yer alıyor. Ortadoğu’daki çatışmanın etkisiyle, küresel büyüme tahmini 0,5 puan düşürülerek 2026 için yüzde 2,6 seviyesine çekildi. Enflasyonun ABD’de yüzde 3,2’ye, Euro Bölgesi’nde ise yüzde 3’e yükselebileceği öngörülüyor. Küresel ticaretin de bu süreçten olumsuz etkilenmesi bekleniyor; 2026’da ticaret büyümesinin yüzde 1,5 seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.

Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar belirsizliği artırıyor. Petrol fiyatlarının yıl içinde dalgalı bir seyir izlemesinin ardından, yıl sonunda varil başına yaklaşık 80 dolar seviyesine gerilemesi bekleniyor. Merkez bankalarının bu süreçte temkinli bir politika izleyeceği öngörülüyor. ABD Merkez Bankası’nın faiz indirimine gitmekte acele etmeyeceği, Avrupa Merkez Bankası’nın ise sınırlı bir artış sonrası beklemeye geçeceği tahmin ediliyor. Ayrıca, mali, cari ve enerji açığını aynı anda veren ülkelerin bu süreçte daha yüksek risk altında olduğu vurgulanıyor.

Raporda, en olumsuz senaryoda, çatışmanın derinleşmesinin küresel ekonomide çok daha sert sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması durumunda enerji arzında ciddi kesintiler yaşanabileceği ifade ediliyor. Böyle bir durumda petrol fiyatlarının kısa süreliğine 180 dolara, doğal gaz fiyatlarının ise 200 euro/MWh seviyesine kadar yükselebileceği öngörülüyor. Bu tür bir şok, küresel ekonomiyi stagflasyon sürecine sürükleyebilir. Euro Bölgesi’nin yüzde 0,2 büyüme ile teknik durgunluğa girmesi de olası senaryolar arasında yer alıyor.

Enflasyonun ABD’de yüzde 4,9’a, Euro Bölgesi’nde ise yüzde 4,6’ya yükselebileceği ve bu durumun merkez bankalarını daha agresif faiz artışlarına zorlayabileceği belirtiliyor. Bu çerçevede, Avrupa Merkez Bankası’ndan üç, ABD Merkez Bankası’ndan ise iki faiz artırımı bekleniyor. Raporda, tüketici güvenindeki zayıflamanın ve artan borç baskısının ekonomik yavaşlamayı daha da derinleştirebileceği vurgulanarak, genel görünümün hem şirketler hem de hanehalkı açısından daha zorlu bir döneme işaret ettiği ifade ediliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu