Nesnelerin Dünyası: Bilal Can ile Derinlemesine Bir Sohbet
Bilal Can ile nesnelerin toplumsal etkileri ve birey üzerindeki izleri üzerine derin bir sohbet.
Kitap Konuşmaları
Bilal Can, nesnelerin dünyasına dair düşüncelerini paylaşırken, bu konunun hem kişisel bir arayış hem de akademik bir boşluk olarak ortaya çıktığını ifade ediyor. Gündelik yaşamda sayısız nesne ile etkileşimde bulunduğumuzu belirten Can, sosyoloji alanındaki çalışmalarında nesnelerin sosyolojik bir bakış açısıyla ele alınmadığını fark ettiğini dile getiriyor. Özellikle nesneler üzerine yapılan çalışmaların çoğunun bilim tarihi ve felsefi yaklaşımlar ekseninde yoğunlaştığını vurgulayan Can, bu durumun kendisini rahatsız ettiğini belirtiyor. Çünkü nesnelerin hüküm sürdüğü bir dünyada, bu nesneleri yalnızca kullanıyor olmamız, onları yeterince anlamadığımızı gösteriyor.
Can, ilk çalışmalarını yüksek lisans öğrencisi Tuğba Hanım’ın “Nesne Şairi: Sedat Umran” üzerine yaptığı çalışma ile başlattığını ve bu süreçte nesnelerin tarihine ve kullanım biçimlerine yönelik araştırmalar yaptığını ifade ediyor. Hece Dergisi için editörlük yaptığı “Nesnelerin Dünyası” dosyası sayesinde farklı bakış açılarıyla nesneleri ele alma fırsatı bulduğunu belirtiyor.
Modern insanın, temas ettiği nesnelerin iç dünyasında bıraktığı izleri fark edebilme düzeyinin düşük olduğunu belirten Can, bireylerin anın keyfini yaşamakla meşgul olduklarını ve nesneleri yalnızca birer araç olarak gördüklerini ifade ediyor. Bu durum, nesnelerle derin bir ilişki kurmalarını engelliyor. Can, nesnelerin yalnızca işlevleriyle değil, aynı zamanda iz bırakan varlıklar olarak ele alınması gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, modern insanın nesneleri nasıl algıladığına dair önemli bir eleştiri getiriyor.
Kibrit örneği üzerinden nesnelerin toplumsal hareketliliği tetikleyebileceğini belirten Can, günümüzdeki “kibritin” ne olduğuna dair düşündürücü bir analiz sunuyor. Nesnelerin, toplumsal değişim ve dönüşümdeki rolünü vurgulayan Can, bu nesnelerin ortaya çıkışlarının toplumsal hareketliliği nasıl etkilediğini açıklıyor. Ancak günümüzdeki bireylerin, bu hareketliliği başlatacak güçten yoksun olduklarını da ekliyor.
Can, nesnelerin insanın dünyevileşme sürecini hızlandırdığını ve bu süreçten kaçmanın mümkün olmadığını ifade ediyor. Nesnelerle kurulan ilişkinin, bireylerin dünya görüşlerini yansıttığını belirten Can, nesnelerin esiri olmamak gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, nesnelerin toplumsal kimlik ve geçmişle olan ilişkisini de ele alarak, tüketicilerin ahlaki sorumluluklarını sorguluyor.
Sonuç olarak, Bilal Can, nesnelerin toplumsal yapımızdaki rolünü ve birey üzerindeki etkilerini derinlemesine ele alarak, okurlarına nesnelerle olan ilişkilerini sorgulama fırsatı sunuyor. Bu eser, okuyucuların nesnelerle olan bağlarını yeniden gözden geçirmelerine ve onlara daha derin bir saygı duymalarına vesile olmayı amaçlıyor.
Yazar: Tuba YAVUZ – Yayın Tarihi: 25.03.2026 10:17 – Güncelleme Tarihi: 25.03.2026 10:24




