Özgür Özel’den fon krizi için ortak masa çağrısı
Özgür Özel, fon krizi için tüm partilerin uzman milletvekillerinin katılacağı ortak masa kurulmasını istedi; mağduriyetlerin azaltılması için önerisini açıkladı.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, EKONOMİ gazetesine yaptığı değerlendirmede Türkiye’nin ekonomi gündemine ilişkin görüşlerini paylaştı. Özel, fon krizi başta olmak üzere enflasyon, finansmana erişim, planlama eksikliği ve hukuk güvenliği konularında çözüm önerilerini anlattı.
Fon krizinin çok boyutlu bir mesele olduğunu belirten Özel, sorunun yalnızca tek bir siyasi anlayışla çözülemeyeceğini söyledi. Tüm partilerin konuyla ilgili uzman milletvekillerinin davet edileceği, ortak akıl ve eşgüdüm temelinde çalışacak bir masa kurulmasını öneren Özel, Meclis’te bu konuda birlikte değerlendirme yapılması gerektiğini ifade etti.
Fon krizinde mağduriyetlerin azaltılması önerisi
Fon skandalını “asrın dolandırıcılığı” olarak nitelendiren Özel, bazı fon yöneticilerinin siyasi bağlantılarla anıldığını savundu. Krizin çözümü için fonların geçmişe dönük olarak incelenmesini isteyen Özel, yatırımcıların yatırdığı paraların belirlenmesi, elde edilen yüksek kazançların geri alınarak fona aktarılması ve mağdurlar arasında paylaştırılması gerektiğini dile getirdi.
Özel, partisinin Meclis’e sunduğu 15 maddelik kanun teklifinin bu yaklaşım üzerine hazırlandığını belirtti. Teklifin diğer siyasi partilerin değerlendirmesine açılacağını kaydeden Özel, düzenlemenin Meclis çalışmalarının başlamasının ardından öncelikli olarak ele alınmasını isteyeceklerini söyledi.
Ekonomide planlama ve finansmana erişim sorunu
Saha ziyaretlerinde vatandaşların en fazla enflasyon ve hayat pahalılığından, işletmelerin ise finansmana erişim ve yüksek maliyetlerden yakındığını aktaran Özel, özellikle KOBİ’ler ve sanayicilerin zor bir dönemden geçtiğini belirtti. Asgari ücretin çalışan açısından yetersiz, işveren açısından ise ağır bir yük haline geldiğini söyleyen Özel, sektörleri ve istihdamı koruyacak sosyal güvenlik destekleri ile teşviklerin devreye alınması gerektiğini savundu.
Özel’e göre düşük döviz kuru ihracatçıların rekabet gücünü zayıflatırken, yüksek enerji ve girdi maliyetleri, tahsilat sorunları ve seçici kredilerdeki kayırmacılık yatırım iştahını azaltıyor. İşletmelerin mevcut yapılarını korumak için geçmiş birikimlerini tükettiğini belirten Özel, teknoloji yatırımlarının ertelenmesinin sanayide kapasite ve istihdam kaybı riskini artırdığını ifade etti.
Gıda enflasyonunun da planlama yetersizliğinden kaynaklandığını savunan Özel, üreticinin doğru ürüne yönlendirilmemesi, ithalat izinlerinin yanlış zamanda verilmesi ve hasat döneminde gümrük vergilerinin kaldırılması gibi uygulamaların piyasada dengesizlik yarattığını söyledi.
İktidar olmaları halinde Devlet Planlama Teşkilatı’nın çağdaş bir anlayışla yeniden yapılandırılması amacıyla “Türkiye Planlama Kurumu”nu kuracaklarını açıklayan Özel, yapay zekâ ve yüksek teknoloji kullanılarak analiz süreçlerinin hızlandırılacağını belirtti. Kamu kaynaklarının tarım ve yatırımlarda doğru hedeflere yönlendirilmesinin de kurumun temel görevlerinden biri olacağını kaydetti.
Hukuk güvenliği ekonominin taşıyıcı kolonu
Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi için vergi adaletinin yanı sıra hukuki öngörülebilirliğin sağlanması gerektiğini vurgulayan Özel, yargı kararlarının ekonomi üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu söyledi. Siyasi baskı algısının ve şirketlere yönelik müdahalelerin yatırımcıların Türkiye’ye duyduğu güveni zedelediğini belirten Özel, hukuk devletinin yeniden inşa edilmesini ekonominin temel şartı olarak gösterdi.
Özel, adil gelir dağılımı ve sosyal refah için vergi sisteminin de değiştirilmesi gerektiğini ifade etti. Dolaylı vergilerin yüksek olduğu mevcut yapının vergi adaletini zayıflattığını savunan Özel, ekonominin hukuk, sosyal adalet ve öngörülebilirlik temelleri üzerinde yükselmesi gerektiğini dile getirdi.
Enflasyonla mücadelede siyasi irade vurgusu
Yüksek enflasyonun geniş kesimlerden belirli bir gruba doğru büyük bir servet transferine yol açtığını söyleyen Özel, enflasyonla mücadele için deneyimli ve liyakatli kadrolara sahip olduklarını belirtti. Ancak uygulanacak programın başarılı olabilmesi için siyasi iradenin ekonomi yönetimine güven vermesi ve kısa vadeli siyasi kaygılarla programın bozulmaması gerektiğini ifade etti.
Özel, siyasi tercihler nedeniyle yükselen ülke risk priminin kamu ve özel sektörün borçlanma maliyetlerini artırdığını, bu maliyetlerin de fiyatlara yansıdığını söyledi. YENİ Parti iktidarında hukuki belirsizliklerin ortadan kaldırılacağını, yargı üzerindeki siyasi baskının sona ereceğini ve Avrupa Birliği’ne tam üyeliğin temel hedef olarak benimseneceğini kaydetti.




