Mert Özyürekliler, Kıbrıs’ın izlerini dünyaya taşıyor
Mert Özyürekliler, Kıbrıs’ın zanaatlarını ve göç hikâyelerini Shirvanna markasıyla çağdaş tasarımlara dönüştürerek Avustralya’ya taşıyor.
Akdoğan’da dedesinden kalan evin odaları, bugün Mert Özyürekliler’in tasarım çalışmalarına ev sahipliği yapıyor. Eski masa örtüleri, aileden kalan kumaşlar, koyun yünleri ve Mesarya’nın gündelik yaşamından izler, tasarımcının elinde yeni hikâyelere dönüşüyor.
28 yaşındaki Kıbrıslı Türk moda tasarımcısı ve Shirvanna markasının kurucusu Özyürekliler, kasım ayında Sydney’de düzenlenecek Fabrics of Modern Australia etkinliğinde göç temalı yeni koleksiyonundan 10 tasarımı sergilemeye hazırlanıyor. Koleksiyonun tamamı ise aralık ayında Kıbrıs’ta düzenlenecek ilk defileyle izleyiciyle buluşacak.
Özyürekliler, tasarım yolculuğunu Türk Ajansı Kıbrıs’a anlatırken İngiltere’deki eğitim yıllarından ilk koleksiyonu “Mandıra”ya, Milano’daki sergiden Avustralya’da sunacağı yeni çalışmalara kadar uzanan süreci paylaştı.
Kimlik arayışından moda tasarımına
18 yaşında İngiltere’ye giderek University for the Creative Arts’ta güzel sanatlar eğitimi alan Özyürekliler, üniversite yıllarında teknik becerilerden çok araştırma, düşünme ve üretilen işin arkasındaki fikre odaklandı. Çalışmalarını “kimlik ifadesi” kavramı etrafında şekillendiren tasarımcı, bu yaklaşımın bugün moda alanındaki üretimlerine de yön verdiğini belirtti.
Kendini ifade etmenin insanı kendi kimliğini keşfetmeye götürdüğünü söyleyen Özyürekliler, kişisel hikâyelerin başkalarının anlatıları içinde kaybolmaması gerektiğini düşünüyor. Moda tasarımına geçişi ise önceden planlanmış bir karar olmadı. İlk dikiş makinesini 2019’da alan tasarımcı, çocukluk oyunlarında yarattığı hayali karakterin adı olan Shirvanna’yı zamanla bir markaya dönüştürdü.
Askerlik döneminde ve iki yıl boyunca hasta dedesine baktığı süreçte üretimi yavaşlasa da kumaşla kurduğu bağ hiç kopmadı. Resim ve diğer sanat dallarına ilgi duyduğunu belirten Özyürekliler, kendisini kumaşla çalışırken daha rahat hissettiğini ifade etti.
Kıbrıs zanaatlarını çağdaş tasarımla buluşturuyor
Yaklaşık altı yıldır küçük ölçekte üretim yapan Özyürekliler, son yıllarda Kıbrıs kültüründeki zanaatları araştırmaya ve kaybolma riski taşıyan teknikleri öğrenmeye yoğunlaştı. Nakış, kalıp, tekstil tasarımı ve dikiş süreçlerinin tamamını kendisi yürüten tasarımcı, Lapta hesap işi ile Lefkara işini çağdaş tasarım anlayışıyla yeniden yorumluyor.
Bu tekniklerin genç kuşaklar tarafından yeterince bilinmediğini belirten Özyürekliler, öğrendiği bilgileri ileride çocuklara ve gençlere aktarmak istediğini söyledi. Ona göre bu birikimin sonraki nesillere taşınmaması, geçmişte yaşayan insanların deneyimlerinin de unutulması anlamına geliyor.
Shirvanna’nın ilk resmi koleksiyonu “Mandıra”nın çıkış noktası da dedesinin evinde bulunan eski malzemeler oldu. Parçalanmış bir yorganın içinden çıkan koyun yünlerini değerlendiren Özyürekliler, ailesinin hayvancılık geçmişini, Mesarya’yı ve kırsal emeği koleksiyonun merkezine yerleştirdi.
Bu koleksiyondan bir tasarımını 2025’te Milano Moda Haftası döneminde Dünya Sürdürülebilirlik Örgütü’nün düzenlediği gösteride sergileyen tasarımcı, her malzemenin kendine özgü bir anlatımı olduğuna inanıyor. Kullandığı kumaşların önemli bölümünü kendisine verilen ya da yıllar içinde topladığı malzemeler oluşturuyor.
Özyürekliler, malzeme seçiminin başlangıçta ekonomik koşullarla şekillendiğini, ancak zamanla sürdürülebilirlik anlayışının da üretiminin temel unsurlarından biri haline geldiğini anlattı. Kıbrıs’ta insanların ellerindeki eşyaları yeniden kullanmasının geçmişte gündelik hayatın doğal bir parçası olduğunu vurgulayan tasarımcı, sürdürülebilirliğin bölgenin kültürel hafızasında zaten bulunduğunu ifade etti.
Göç hikâyelerini koleksiyona taşıyor
Yeni koleksiyon fikri, Özyürekliler’in kasım ayında Avustralya’da düzenlenecek Fabrics of Modern Australia etkinliğine davet edilmesiyle ortaya çıktı. Avustralya’nın Kıbrıs’a uzaklığı ve Kıbrıslı Türklerin bu ülkedeki varlığı üzerine düşünen tasarımcı, çalışmasını göç temasına yöneltti.
Özyürekliler, göçü yalnızca siyasi gelişmelerin kronolojisi üzerinden değil, geride bırakılan eşyalar, saklanan mektuplar, taşınan hatıralar ve yıllarca sürdürülen geri dönme beklentisi üzerinden ele alıyor. Araştırması kapsamında Kıbrıs’tan farklı ülkelere göç eden insanların hikâyelerini dinleyen, mektuplarını ve video anlatılarını inceleyen tasarımcı, koleksiyonunda göçle bağlantılı somut nesnelere de yer veriyor.
Göçün Kıbrıs’ta yalnızca 1974 sonrasındaki zorunlu yer değiştirmelerle sınırlı olmadığını belirten Özyürekliler, İngiltere, Avustralya ve diğer ülkelere daha önce giden insanların deneyimlerini de araştırıyor. Ailesinden kendisine kalan “ait olamama” duygusunun koleksiyonun merkezinde bulunduğunu söyleyen tasarımcı, anneannesinin eski köyünden hâlâ “bizim oralar” diye söz ettiğini aktardı.
Özyürekliler’e göre bazı aileler yeni yaşamlarına hiçbir zaman tam anlamıyla yerleşemedi. Geri dönme umuduyla yıllarca bekleyen insanların, geçici gördükleri evlerde on yıllar geçirdiğini anlatan tasarımcı, bu duyguyu koleksiyon aracılığıyla görünür kılmak istiyor.
Tasarımlarının belirli bir mesajı dayatmak yerine izleyiciyi düşünmeye yönlendirmesini amaçlayan Özyürekliler, sanatın yaşananlar üzerine soru sormak için bir alan açtığını düşünüyor. Kıbrıs’ı yansıtma çabasının ise özel olarak belirlenmiş bir görevden çok, kendi kimliğinin doğal sonucu olduğunu ifade ediyor.
Üretimi sürdürülebilir kılma arayışı
Kıbrıs’ta gençlerin maddi zorluklara rağmen üretmeye devam etmesi gerektiğini savunan Özyürekliler, kendi deneyiminde başarının çok sayıda hatadan sonra geldiğini söyledi. Tasarımcının yaklaşımına göre bir işi doğru yapabilmek için önce defalarca denemek ve hata yapmaktan çekinmemek gerekiyor.
Üretimini ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirmeye çalıştığını belirten Özyürekliler, özellikle koleksiyon hazırladığı dönemlerde özel sipariş almakta zorlanıyor. El işlemeli bazı parçaların tamamlanmasının iki veya üç gün sürebildiğini anlatan tasarımcı, markasını büyütmek istese de üretimden uzaklaşacağı büyük bir moda markası ya da geleneksel butik modeline dönüşmek istemiyor.
Çalışmalarını daha ulaşılabilir hale getirmek amacıyla Lefkoşa’da bir alan açmayı hedefleyen Özyürekliler, tasarım sürecinin merkezinde emeğin ve zanaatın kalmasını önemsiyor.
Avustralya’daki serginin başarısını satış ya da görünürlükten önce izleyicide oluşturacağı düşünceyle değerlendireceğini belirten Özyürekliler, Kıbrıslı insanların neden göç etmek zorunda kaldığının daha fazla sorgulanmasını istiyor. Göç edenlerin yaşadıklarına ilişkin empati yaratabilirse bu yolculuğu başarılı sayacağını söyleyen tasarımcı, Shirvanna ve Kıbrıs’ın izleyicide bırakmasını istediği etkiyi üç kelimeyle özetledi: “Emek, sabır ve zanaat.”




